İşte İbil'in o yazısı;
Kanım dondu.
Bir arkadaşım sosyal medya da yayınlanan o görüntülerin linkini attığında izleyemedim bile.
Elim ayağım birbirine dolaştı.
Din adına, dini öğretmek adına yapılan vahşeti adına din öğreticisi denen bir yaratığın bir masum çocuğa yaptıkları izlenecek gibi değildi.
Aradan saatler geçti ve hala etkisinden kurtulabilmiş değilim.
…
Bizim çocuklar o an haberi yaptıklarında bende birkaç telefon görüşmesi yaptım.
Görüştüğüm bir yetkili olayı doğrularken kullandığı ifadeler kalın puntolarla not edilecek cinstendi.
Yetkili "ben bile çocuklarımı böyle bir yere gönderemem bu görüntülerden sonra " diyordu.
Ayrıca verdiği bilginin satır arasında “Olayın geçmiş zamanda olduğunu, hocaya soruşturma açıldığını” belirtirken arada söylediği bir anekdot dikkatimi çekmişti.
Sözde hoca açılan soruşturma sonrasında emekli olmak istemiş ve emekli olmuş olabileceğini bildirdi o yetkili.
Bu konuya birisi açıklık getirmeli.
Gerçekten o hoca müsveddesi bu kan dondurucu görüntülere rağmen emekli mi edildi?
Daha sonra ise başkaca yetkililer ile yaptığım görüşmede aklıma düşen soru bu konunun müftülüğün soruşturması dışında adalete intikal edip etmediğiydi.
İlerleyen saatlerde Cumhuriyet Başsavcılığını yaptığı açıklama ile öğrendik ki, yaşanan bu olay müftülük tarafından gizlenmiş, adeta hasıraltı edilmiş.
Allah aşkına bana biri söyleyebilir mi?
Bir çocuğa karşı uygulanan vahşet derecesinde şiddet nasıl kapatılmaya çalışılır?
Aradan geçen 9 ay,
Tam tamına 9 ay geçmiş ve bu süre zarfında o yaratık emekliliğin sefasını mı sürdü yani?
Açılan göstermelik bir idari soruşturma, belki verilen bir kınama.
Bu mu yani?
Evlatlarımızı size emanet ediyoruz biz değil mi?
Bunları gören bir aile bundan sonra nasıl gönderecekler çocuklarını size?
Dindar nesil yetiştiriyoruz öyle mi?
Hoca adını verdikleri yaratığın her ne sebeple olursa olsun uyguladığı vahşet mi dinini öğretmek?
Hayatı boyunca herhangi bir çocuğa tek bir tokat bile atmamış olan” bir Peygamber’in dinini siz böylemi öğretiyorsunuz?
O kadar çok soru sorulur ki
…
Siz müftülük yetkilileri,
Görev alanınızda böyle bir olay vuku buluyor ve siz olayı bildirmemenin suç olduğunu bile bile bunu adli makamlara bildirmeyerek ne amaçlıyorsunuz?
Amacınız neydi ey Erenler Müftülüğü?
Siz neyin peşindesiniz Ey Sakarya Müftülüğü?
Mayıs ayında, en hassas olduğumuz konulardan biri olan Dini Eğitimi sabote eden bir personelinizin yaptığını örtbas ediyorsunuz,
Temmuz da Darbe girişiminde bir Sala bile veremiyorsunuz,
Siz neyin peşindesiniz?
Evet İlyas Hoca…
Amacın ne?
Görev alanında yaşanan böyle bir skandala rağmen hala daha ballı emekliliğin peşinde mi koşacak, yaş haddinden emekliliğini mi bekleyeceksin?
Azıcık vicdanın varsa, bırak o koltuğu!
Sen ve seninle birlikte bu skandalda parmağı olan kim varsa bırakın ve gidin.
Dindar insanlar e dininin öğrenmek isteyen geleceğimiz çocuklara zulüm edemeyeceğiniz kadar uzaklara gidin.
Gitmeden önce de gerçekten içinizde bir dirhem samimiyet var ise o çocuktan ve onun şahsında bütün çocuklardan özür dileyin!
Allah sizin gibileri affetsin!









